ESRARLI KADIN (Deli Kurt)

.... .... ::   :: 

      

ESRARLI KADIN (Deli Kurt)

    13, 2008 12:37 pm


Deli Kurt



ESRARLI KADIN




Üst örtl bir kağnı, gecenin karanlığı iinde ağır ağır ilerliyordu. 1403 yılının sonralarıydı ve dondurucu bir rzgar ortalığı kasıp kavuruyordu. Gen ve grbz bir atlı, kağnının önnden, ardından, yanından giderek ökzleri idare ediyor, arada sırada kırbacını sırtlarında şaklatıyordu.



Kuşkulu bir hali vardı. İkide bir arkasına bakınarak gözlerini zifiri karanlığa dikmesi bir şeyden ekindiğini gösteriyordu.



Yol bir karış amurdu ve durmadan sulu kar yağıyordu.



Kalın kepeneğine sarılmış olan atlı,bu ağır gidişten huylanıyordu. At stnde her zaman hızlı gitmeye alışmış, diz boyu karda bile, abuk yrmenin yolunu bulmuş bir insan olarak böyle yavaş gidişten bunaldığı belliydi. Fakat onu asıl bunaltan, gidişin yavaşlığı, gecenin karanlığı ve soğuğu,ömrnde ilk defa bir kağnıyı götrşteki acemiliği değildi. Geriden gelecek birilerinden ekindiği anlaşılıyordu. Kepeneğine sarınmasında kendisini korumaktan ok,aralıksız yağan sulusepken altında yay kirişinin gevşememesine alışan bir mn vardı. Sadağını ve yayını, kepenek altında dikkatle tutuyordu.



Bir aralık, geriden sesler işitir gibi oldu. Kağnı tekerleklerinin gıcırtısı iyi dinlemeye engel olmasın diye arabayı durdurdu. Gerileri dinledi. Ses yoktu. Geniş bir soluk aldı. Aynı zamanda kağnının iinden bir kadın sesi duyuldu.



- Çakır Ağa !



Atlı byk bir saygı ile karşılık verdi :



- Buyur sultanım !



- Neden durduk ?



Çakır bir saniye dşnd. 'Ses duyar gibi oldum' demedi. Tehlike ihtimlinden bahsetmek istemediği anlaşılıyordu. Gr sesiyle :



- Atımın zengi kayışını dzelttim sultanım, diye cevap verdi. Arada bir susma oldu. Sonra ierden tekrar kadın sesi geldi :



- Daha ok gidecek miyiz ?



Çakır, gözlerini gökyznde dolaştırarak şunları söyledi :



- Gecenin yarısını getik. Gn doğmadan varırız sultanım !



Kağnıdaki kadının,ok dzgn bir konuşması ve ahenkli bir sesi vardı. Çakır, birka saniye bekledi. Yeniden ses gelmeyince kağnıyı yrtt,fakat bir defa daha arkasına bakmadan da kendini alamadı...



Bu gen atlının, bir eşkiya saldırısından ekindiği belliydi. Böyle bir kış gnnde bu yörelerde eşkiya dolaşmazdı. Onun daha byk bir tehlikeden endişe ettiği anlaşılıyordu. Bu sonsuz yollarda,gecenin bu vaktinde, kağnıdaki kadınla tek başına giden atlının, karşısına ıkacak veya ardından yetişecek olanlar ka kişi olursa olsun, onlarla bir ölm dirim arpışmasına girmekten ekinmeyeceği belliydi. Kendisini değil kağnıdaki kadını dşnyordu.



Arabanın dört ucundaki ikişer arşınlık direklerin yanları ve tepesi kalın keelerle sımsıkı kapatılmıştı. İerdeki kadın,kee duvarlı kck oda da oturuyor ve bu odaya dışardan kar ve soğuk sızmıyordu. Kağnının döşemesine kalın şilteler konmuş, zerine halılar yerleştirilmişti. Kadın, sırtında ve yanlarında yastıklar olduğu halde bu soğuk gece de mehulden gelip, mehule doğru gidiyordu. Omuzlarında ve dizlerinde de yn örtler vardı. Bu şekilde kişinin sıkışık olarak oturabileceği kağnı odasının kalanını bir iki sandıkla bir iki yiyecek torbası dolduruyordu.



Zaman ilerledike rzgar artıyordu. Biraz önceki sulusepken şimdi kuşbaşı kar olmuştu. Öğleden beri aralıksız yryen ökzlerde yorgunluk belirtisi başlamıştı. Çakır, ömrnde ilk defa bir kağnı yrtyor, ökz yediyordu. Hayvanlar yavaşladıka, yahut ona, yavaşladılar gibi geldike kamısını indiriyor, hatt bazan atının stnden onları tekmeliyordu. Fakat, ökzler bildiklerinden şaşmıyor, ezeli ve ebedi ağırlıklarıyla battal battal yol almakta devam ediyordu.



Çakır'ın gözleri, bir aralık ileride hafif bir ışık görr gibi oldu. O zaman kepeneğinin altındaki yayına el attı. Sadağından bir ok ekerek gözlerini ışığa dikti.



Işık kaybolmuştu.



Sonra tekrar, fakat bu sefer başka bir noktadan gözkt. Çakır, kaşları atılarak bakıyordu. Işık tekrar yok oldu. Ünc seferinde bir değil, birok ışık birden peyda oldu. Bir ikisi parlarken ötekiler sönyor, bazan hepsi birden parlıyor,sonra birlikte kayboluyor,tekrar yanıyorlardı.



Çakır, glmsedi. Anlamıştı, karşıda ışık falan yoktu. Uykusuzluktan gözne ışıklar gözkyordu. Uykusuz ve yorgun savaş gnlerinde de birka defa böyle olduğunu hatırladı.



Şimdi de yorgun ve uykusuzdu. Bir gn önce hi uyumamıştı. Bu ikinci gece de sabaha yaklaşıyordu. Yorgunluk ve kağnıdaki kadını dşnmekten doğan zntnn ağırlığı ile bir trl hızlı yrmeyen ökzlerin verdiği öfke kendisini bitirmişti.



İşte şimdi demin ki ışıklardan eser yoktu. Btn ovayı kar brmşt. Sonsuz bir beyazın iinden gidiyorlardı. Yol iz kaybolmuştu ama yolu şaşırmalarına imkn yoktu. Karış karış bildiği bu yerlerde yolu kendisi şaşırsa bile at şaşırmazdı. Bu dşnceyle can yoldaşı olan sevgili atının ıslak yelesini okşadı.



Havada henz bir ağarma olmadığı halde Çakır, sabahın yaklaştığını anladı. Biraz önce, yanından getikleri bir tmsekle stndeki ağa da köy'e varmak zere olduklarını bildiriyordu. Kağnıdaki kadına bu mjdeyi vermek aklından getiyse de hemen bundan caydı. Uyumuş olabilirdi. Yahut kendi seslenmesinden heyecanlanabilirdi.



Çakır, şimdi ökzlerin daha yavaş yrmelerine msaade ediyordu. Çnk yavaş hareket edilirse tekerlekler gıcırdamıyordu. Çakır'ın köy'e grltszce varmak istediği anlaşılıyordu. Herhalde bin, bilemedin dört bin adım sonra, varmak istedikleri yere erişeceklerdi.



Sona yaklaşmakta olanların sabırsızlığı Çakır'ın da yreğini sarmaya başlamıştı. İinden bine kadar saymaya karar verdi... Saydı.



Bir bin daha... Fakat bu sefer beş yze gelmeden sayıyı şaşırdı. Beyni dşncelerle dolup taşıyordu. Göğe ve ufuklara baktı. Belli belirsiz bir ağartı başlamıştı. Birden canlandı ve glmsedi. Çevik bir hareketle atından atladı. Arabanın önne geti. Bir eliyle ökzlerin boynuzlarından tuttu. Şimdi onları daha ağır yrtyor, hi ses ıkarmamasına alışıyordu. At, kendi kendine ve uysal adımlarla sahibini takib ediyordu. Bu sırada, kağnıdaki kadın, yavaşa seslendi :



- Geldik mi Çakır Ağa ?



Çakır gözleri bir köy evine evrilmiş olduğu halde cevap verdi :



- Geldik sultanım !



Bu 'sultanım' kelimesi gayet yavaş söylenmişti. Önnde durdukları ev tek başına, köyn en kıyısındaki evdi. En yakın evden bile elli adım uzaktaydı. Asıl köy daha biraz ilerde başlıyordu. Kırk evlik bir köyd.



Çakır, kağnıyı kapıya kadar yaklaştırarak durdurdu. Çevresine şöyle bir baktıktan sonra kapıyı tıkırdattı. Bekledi.



Btn köyde, derin bir sessizlik vardı. Sabırsızlıkla yeniden ve daha kuvvetle vurdu, dinledi. İerde bir kıpırdama vardı. Bir daha vurdu. Yryen birinin ayak sesleri yaklaştı ve bir kadın sesi duyuldu.



- Kim o ?



Çakır, ağzını kapıya yaklaştırarak cevap verdi :



- A, ana benim...



- Çakır ! Sen misin ?



Kapı aıldı ve orta yaşlı bir kadın, hayretle gen adama baktıktan sonra kağnıyı görerek sordu
:[/size][/center]


13, 2008 12:41 pm 2

Er

: 9
: 37
: oğuz Kayı
: 05/05/2008

    

: ESRARLI KADIN (Deli Kurt)

    13, 2008 12:38 pm

- Konuk mu var Çakır ? Bu zamanda niye geldin ?



Çakır, elini dudaklarına götrerek, sus işareti verdikten sonra yavaşa :



Işığı yakıp yardıma gel....,dedi



Kadın, eve girerken kendisi de kağnıya yaklaşarak arkadaki kee perdeyi araladı. Sırtındaki kepeneği ıkararak karların zerine attıktan sonra kağnıdaki sandıklardan birini kavrayarak kepeneğin zerine oturttu :



- Eve girelim sultanım ! dedi.



İerideki kadın,yavaş hareketlerle şiltenin zerinden kee perdeye kadar yaklaştı. Çakır, elinin uzatmıştı :



- Sandığa basarsanız sultanım... dedi.



Sandığı bir merdiven gibi kullanan kadın ağır ve ihtiyatlı hareketlerle, Çakır'ın elinden tutmuş olduğu halde indi. Ü dört adımda kapıdan girdi. Yaktığı mumu tutarak ortalığı aydınlatan ev sahibinin kılavuzluğu ile yryp sedire oturdu. Glmseyen bir yzle 'Hoş geldin konuk' diyen ev sahibine 'Hoş bulduk bacım' cevabını verdikten sonra kimsenin duymayacağı kadar yavaş bir sesle 'Allah'a hamdolsun' diye söylendi.



Çakır, bu sırada byk bir abuklukla iş göryordu. İlk önce kağnıdaki sandıklarla torbaları, sedirin yanına taşıdı. Sonra ökzlerle atını ahıra ekti.



Bu evde Satı Kadın, iki yaşındaki oğlu ile birlikte oturuyordu. Çakır'ın st anası olan ve onun tarafından sahici bir ana kadar sevilen Satı Kadın komşu Trkmen oymağından bu köye otuz yıl önce gelin gelmişti. Şimdi kırk beş yaşında,sağlam,din ve iyi yrekli bir kadındı. Byk oğlu Niğbolu savaşında,kocası da Ankara Savaşında şehit olmuşlardı. İki kızını evlendirip gurbete göndermiş, bu evde iki yaşındaki kk oğlu Evren'le yalnız kalmıştı. Bir dileği Evren'i sipahi yapmaktı. Kocası ve byk oğlu azap olarak orduya gitmişler,azap olarak ölmşlerdi. Ama sipahilik başkaydı. Bu bakımdan st oğlu Çakır'a bayılırdı.



Satı Kadın, bunları dşnrken Çakır'ın sesini duydu :



- Ana ! Yiyeceğimiz vardı ama iki gndr sıcak bir yemeğe hasret kaldık. Bize bir tarhana orbası yapar mısın ?



Çakır bu sıcak yemeği kendisi iin değil,konuk iin istiyordu. O itiraz etmesin diye böyle konuşuyordu.



Kadın zaten ocağı yakmaya hazırlanıyordu. Kucağında odunlar ve ıra vardı.



Çakır, yaklaşarak yavaşa, 'Ana hem işini gör,hem de biraz beni dinle' dedikten sonra yavaşa birşeyler fısıldadı. Satı Kadın'ın gözleri aılmıştı.



- Ne diyorsun Çakır ?, diye mırıldandı.



Çakır yine yavaşa bir şeyler söyledikten sonra 'Ana ' Bana Kuran zerine and ver' dedi ve koynundan bir Kuran ıkardı. St ana, onu alıp öperek başına koydu. Evin en uzak köşesine, konuğun göznden tamamıyla saklı bir yerine gittiler. Kadın, Kuran'a el basarak yemin etti.



Çakır, yeniden birşeyler söyledi ve 'İşte bunun iin kalamam. Çorbayı dahi iemeyeceğim. Köy uyanmadan gitmeliyim' , dedi.



Birlikte konuğun yanına döndler. Çakır, saygılı bir durum almıştı :



- Sultanım, dedi. 'Bana izin ver. Her şeyin gizli kalması iin hemen gitmem lazım. Anamın ağzı sıkıdır. Gvenilecek kadındır. Kuran'a el basarak da and verdi. Her emrini yerine getirecektir. Ben ilk fırsatta yine geleceğim. Allaha ısmarladık.



Bunları söyleyerek ilerledi. 'Sultanım' diye söz ettiği kadının eteğini öpt ve 'Bir emrin var mı ?' diye sordu.



Mumun titrek ışığında yz solgun görnen ve asil bir ehre taşıyan bu gzel ve ok gen kadın, yanındaki deri torbanın iinden kk bir kese ıkararak uzattı .



- Bunu al Çakır Ağa ! Lazım olur dedi. İyiliğini ve sadakatini unutamam. Allah yardımcın olsun. Üzerimizdeki byk hakkını helal et.



Bu sözler o kadar byk bir vakar ve hzn iinde söylenmişti ki, Satı Kadın'ın gözleri yaşardı. Çakır da zgnd. Uzatılan keseyi alarak onun arzusunu yerine getirdi. 'Helal olsun' dedi. Tekrar eteğini öptkten sonra hızla evden ıktı.

Çakır evden ıkarken yalnız kk bir yiyecek torbası almıştı. Çabuk adımlarla ahıra yrd. Deminden beri biraz samanla oyalanmış olan atına bir avu arpa verdikten sonra dışarı ekti. Sipahi atı öyle bol yem yiyemezdi. Gn ağarıyor, lapa lapa kar yağıyordu. Bir sırayışla atına atladı. Geldiği yola yöneldi, uzaklaştı. Biraz sonra sonsuz ovada kayboldu

Er

: 9
: 37
: oğuz Kayı
: 05/05/2008

    

: ESRARLI KADIN (Deli Kurt)

   lonely wolf 13, 2008 1:19 pm

Harikasınız Kuteybe kardeşim.. Yce Tanrı sizden razı olsun


paylaşımınız iin sonsuz teşekkrler

lonely wolf
Binbaşı

: 1156
: 33
: oğuz Salur
: 15/03/2008

    

      


.... .... ::   :: 

 
: